Kendi keskin inançlarının ve birçok kalıbın penceresinden bakınca, bir insanı nasıl anlayabilirsin ki?
Bende de olduğu gibi,.anlayamazsın, yanlış yere reddeder, yanlış yere itiraz edersin. O kişi farklı şeyler söylemişse, onu doğru anlaman imkansızdır. Çünkü senin güçlü beklentilerin, onun senin inancın ve kalıpların dahilinde birşeyler söylemesi veya yazmasıdır.
Her inançlı gibi senin de, “inancın tam olarak ne olduğunu, inancın sende ve yaşamında nasıl işlediğini görmen, onu gözlemen” gerekmez mi? Yani inancı “asıl ve olduğu haliyle tanıman” gerekmez mi?
Her inanan, inancın ne olduğunu tanımlamak değil, onun tam olarak ne olduğunu ve nasıl işlediğini “açıkça görmek” zorundadır.
Inanç, subjektif ve objektif öğelerin bulunduğu bir imajdır; yani bir zihinsel görüntüdür. Ayrıntıları, yaşanan ve hissedilen farklı şeyler olduğunda kişi tarafından değiştirilebilen görüntülerdir. Yani inanç değişkendir. Gerçek ise değişmeyendir. Bir şeyde, bir konuda saf gerçek TEKtir, DEĞIŞKEN değildir.
Korku.
* Bir sorunun varlığını kabul etmeden onu çözebilir misin?
Çözemezsin. Çünkü onun varlığını bile kabul etmiyorsun. Varlığı kabul edilmeyen bir sorunun çözümü hakkında konuşmak da abesle iştigaldir.
* Korktuğunu söyleyen bir kişi korkuyor mu?
Evet korkuyor, onu yaşıyor, kimine kendimiz tanık oluyoruz. Doğru ve güzel bir yaşam için, bizi etkileyen, bizde olan herşey gibi korkuyu da doğru tanımak zorundayız.
* Korku nerede?
Bilinçaltımızda.
* Neden bizi etkiliyor?
Çünkü bilinçaltımızda kayıtlı, yani onun yansıması olan kişiliğimizde kayıtlı ve o korku, bizi yönlendiren sayısız mekanizmadan sadece biri. Korkular ne kadar çoksa, bu türden mekanizmalar da o kadar çok demektir.
* Peki korkular, bilinçaltımıza yani kişiliğimize nasıl yerleşti?
Bu yaşam ve daha önceki yaşamlarımızda yaşadığımız, acı, üzüntü ve sıkıntıların sonucunda ürettiğimiz düşüncelerle.
* Korkudan tamamen kurtulmanın yolu var mı?
Var.
* Nedir?
Onunla tamamen yüzleşmek.
* Ondan tamamen kurtulmanın başka bir yolu yok mu?
Hiç yok.
* Bunu nereden biliyorum?
Korkunun ne olduğunu, nasıl oluştuğunu, nasıl işlediğini, kişiliğimizi ve yaşamımızı nasıl etkilediğini gördüm, yani onu tanıdım. Ve bu görme, bu tanıma kelimelerle, tanımlamalarla, inançlarla, kalıplarla olmadı. Tanık olmamla oldu.
* Korku ile yüzleşme nasıl olur?
“Tam farkında yaşayarak”. Yani “içte kendimiz dahil tüm varoluştan tamamen özgür kalarak”. Burada şuna çok dikkat edilmeli: Özgür kalmak, özgür kaldığımız şeyleri yok saymak, onu zihnimizde bir yerlere hapsetmek, onları itmek, onlara yabancı ve istenmez muamaelesi yapmak, bize görünüyor ve birşeyler hissettiriyorlarsa onları görmekten ve hissettirdiklerini hissetmekten kaçmak, KESINLIKLE DEĞILDIR. Kendin içinde olup bitenleri, kendi bedenini ve kendi dışındaki tüm varoluşu içte, tamamen kendi hallerine ve akışlarına bırakmaktır. Onları, tamamen doğal, mükemmel ve tamamen kendiliğinden olan akışa bırakmaktır. Içte tam bir salıveriştir. Doğal, mükemmel ve görünmez olan o doğal akışa, tam bir izin veriştir.
* Nefes ve beden egzersizleri tek başına korkuyu çözer mi?
Çözmez. Beden ve nefes egzersizleri, kişinin bedenini ve zihnini sakinleştirmeye, gevşetmeye, dinginleştirmeye yarar. Faydalıdırlar. Ancak bizi çözemezler. Korku ve olumsuzluk üreten kişiliğimizdeki diğer yerleşmiş mekanizmalar, “tam farkındalık” işletilmeden çözülemez. Nefes ve beden egzersizleri, onlardan tamamen kurtulmamızı sağlayan “tam yüzleşme”yi sağlayamaz. Onların öyle bir işlevi yoktur. O nedenle kendimizi çözmek anlamında sadece beden ve nefes egzersizlerine bel bağlanmamalıdır. Onlar, sadece birer faydalı araçtır.
Mustafa Çetin
1975 doğumluyum bir zamanlar esnafdım şimdi ise iflas ettim evimi
yuvamı yurdumu terk ettim şu an ise bir fabrikada maaşlı olarak çalışmakdayım ama borçlarım evimi rahatsız etmekte ben bir yurt dışına giderek borçlarımı temizlemeyi ve yuvama yurduma dönmek istiyorum bu konbuda bana yardımcı olursanız bir yuvayı kurtarmış olursunuz çocuklarım burnumda tütüyor saygılar