Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Haziran 2007

Karşılaştığın sorunları , o sorunları yarattığın düşünce

düzleminde kalarak çözemezsin.

A.Einstein

İyi yada kötü birşey yoktur, sadece düşünce şeklimiz onları öyle yapar.

Shakespeare

İnsan, sadece mutlu olmayı dileseydi, bunu elde etmek zor olmazdı.

Ama o diğerlerinden daha mutlu olmak istiyor ve bu da neredeyse imkansız.

Çünkü, başkalarını aslında olduklarından daha mutlu sanıyoruz.

Montaigne

Eğer bir dış etken seni üzerse, duyduğun acı o şeyin kendisinden değil,

senin ona verdiğin değerden geliyordur.

Onu da her an ortadan kaldırma gücün vardır.

Marcus Aunelius

 

Read Full Post »

NE ÖGRENCıLER VAR…….

Üniversite yemekhanesine giren bir ögrenci tüm yerler dolu
oldugundan gidip üniversite profesörünün oturdugu masaya oturmus.

Profesör kaslarini çatarak: ” Okuzler ve kuslar ayni masada oturamaz!”

Ogrenci: “O zaman ben ucuyorum…”

Profesor cevaba cok sinirlenmis, sinavda ogrenciye takmis ve
sinavini basarisizgecmesi icin elinden geleni yapmis.

Yanliz sinavda ogrenci tum sorulari mukemmel bir sekilde
cevaplamis. Profesor ogrenciye: Sana son bir soru soracagim  demis.

Yolda yururken iki torba buldugunu hayal et, birinde akil var,
digerinde ise para var. Hangi cuvali alirsin?
Ogrenci: “Para olan cuvali secerdim…”
Profesor: “Ben akil olan cuvali secerdim…”
Ogrenci:”Normal! Kimde ne eksikse onu secer…

Profesor cok sinirlenmis, ogrencinin not defterini alip icine “Okuz”
yazmis. Ogrenci nota bakmadan odadan cikmis.

Bir dakika sonra ogrenci kapiyi aralamis : “Sayin profesor,
imzanizi atmissiniz, fakat notumu yazmayi unutmussunuz.”- demis.

Read Full Post »

Kızılderili atasözleri:

Ağlamaktan korkma! Zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir

Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim.

 

Yanımda yürü, böylece ikimiz eşit oluruz

Bir düşman çok, yüz dost azdır.

Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. Ve her

insan bir görevle yaratılmıştır.

Fakir olmak, şerefsiz olmaktan daha küçük bir meseledir.

Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz

Gözün ile değil, yüreğin ile hüküm ver.

Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. Halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbalİhanet arkadaşlık zincirini karartır, fakat vefa onu her zamankinden parlak yapar İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.

Su gibi olmalıyız. Her şeyden aşağıda, ama kayadan bile kuvvetli.

Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak

Şeytan hakkında konuşmayın. Gençlerin kalbinde merak uyandırır

Yağmur iyilerin üzerine de yağar, kötülerin de..

Yaşlılık ölüm kadar şerefli değildir. Yine de çok kimse onu ister

Bir Aborjin atasözü:

Biz bu zamana ve yere misafiriz. Geçip gidiyoruz. Amacımız, gözlemek, öğrenmek, büyümek, sevmek ve sonra eve geri dönmek.

Read Full Post »

Öğrenmeliyiz

İncitmeyecek kadar uzak, üşümeyecek kadar da yakın olabilmek…
Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş,büyü k kayıplar vermişler.
Ama en çok kayıp veren kirpilermiş. Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var.
Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış,çözüm aramaya başlamış.
Tartışa tartışa,nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş.
Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak, aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış .
İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler. Ama başka bir problem çıkmış ortaya.
Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar gerçekleşmiş.
Daha sonraki gece yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu seferde donmalar meydana gelmiş.
Ne var ki, her gece kah uzaklaşa kah yakınlaşa,
deneye yanıla

birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın,

ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler.

KISACA ;
Bizim de uzun dikenlerimiz var. Bunlar hayata karşı filtrelerimiz.
Bazen faydalı,bazen de zararlı. Çoğu zaman,kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza.
Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel dünyamıza.
Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün. Birbirini incitmeyecek kadar uzak,hayatın soğuk
zamanlarında üşümeyecek kadar da yakın olmayı öğrenmeliyiz.

alinti: şifa çemberi

Read Full Post »

 

Bir çok bilim adamına göre erkekler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya,tıpkı dinozorlar gibi nesilleri bir gün tükenecek.Çünkü araştırmacılara göre erkeğin Y-kromozonu gün geçtikçe küçülüyor,kromozomun üzerindeki pek çok gen aktif değil.Kısacası Y-kromozonu yok olmaya doğru gidiyor.Batılı ülkelerde erkekler kadınlardan ortalama 6 yıl daha erken ölüyorlar.Erkeklerde suçluluk oranları daha fazla.Testestoron hormonu yüzünden daha fazla agresifler.Sigara, alkol,uyuşturucu gibi bağımlılıklarda erkekler önde.Fiziki acıya olumsuz çevreye daha az dayanabilirler. Henüz bir embriyoyken bile daha hassaslar,yani anne karnındaki erkek bebek hava değişikliklerinden, sesten,annenin yaşadığı streslerden çok daha fazla etkilenir,hatta zarar görür.Yapılan pekçok araştırmaya göre erkeklerin bağışıklık sistemi kadınlara oranla daha zayıf,dolayısıyla hastalık ve enfeksiyonlara çok fazla yatkınlar.

 

Peki ,nedir bu erkeklerin çektikleri? Neden yaratılışları gereği pek çok açıdan bu kadar zayıf,hatta bilim adamlarının deyimlerine göre bu kadar kusurlular ?Bilim adamlarına göre bunun bağlıca sebebi erkek,yani Y-kromozonuna sahip olmaları.Y-kromozonu araştırmalara göre gün geçtikçe küçülüyor,şiddetli kısırlık problemlerine yol açan Y-kromozonları ndaki silinmelere sahip erkek sayısı gün geçtikçe artıyor.Whitehead Enstitüsü’nden Amerikalı möleküler biyolog David Page’in bu yıl Y-kromozonunun genetik kodunu çözmüş olması erkeklerle ilgili pekçok gerçeğide ortaya çıkardı.

 

Y-kromozonunun geçen 300 milyon yıl içerisinde esas büyüklüğünden 3’te 1’ine kadar küçüldüğünü biliyormuydunuz? yani Y-Kromozomu büyüklüğünün 3’te 2’sini ve kendini yenileme kabiliyetini kaybetmiş durumda.Kromozomun üzerindeki pek çok gen,söylenenlere göre artık aktif değil.Yani Y-kromozonu yok olmaya doğru gidiyor.İngiliz genetik uzmanı Briyan Sykes,yazdığı “Ademin geleceği yok !” adlı kitabında erkeklerin tıpkı dinozorlar gibi yavaş yavaş yok olacağını vurguluyor.Ancak Alman haber dergisi Der Spiegel’e açıklama yapan Sykes bunun kadınlar,hatta bütün insanlık açısından kötü olacağını belirtiyor.Sykes “Erkekler yok oldukları takdirde kadınlarda zamanla yok olabilir,erkeklerin kromozonlarındaki bozukluklardan dolayı insanlığın da sonu gelebilir.Çünkü bir çok hayvanların nesli erkeklerin kromozonlarındaki, dolayısıyla üreme sağlıklarındaki bozukluklardan dolayı tükendi.Erkeklerin yok olması elbette yarın gerçekleşecek bir şey değil.Ama bu yok oluş çok uzakta değil” diyor.

 

Bütün dünyada bu sıralar üreme sağlığı uzmanları harekete geçmiş durumda .Erkekleri kurtarmak için klonlama yöntemleri ve yapay sperm üretimi üzerinde duruluyor.Uzmanlar özellikle kadınların dokularından sperm üretebilmek için uğraşıyorlar.Eğer kadınların dokularından sperm üretilibilirse, ileride kadınlar çocuk sahibi olabilmek için erkeklere de ihtiyaç duymayacaklar. Sykes ” Erkekler şu an sadece birtakım şartlar sayesinde yaşıyorlar ” diyor.

 

Toplumda özellikle Y- kromozomları silikleşmiş erkeklere sıklıkla rastlamak mümkün.Bunun kısırlıkla ilgisi var.Çünkü Y-kromozomunun silikleşmesi erkeklerde sperm üretiminin yeterli olmamasına,spermlerin güçsüz ya da az olmasına ,hatta bazen hiç üretilmemesine yol açabiliyor.

 

Türkiyede kısırlık problemi olan ama bir sebebi açıklanmayan erkeklerin oranı % 60 . Bu erkeklerde şiddetli kısırlığa yol açan unsurların ortalama % 25’i genetik sebeblere ve kromozom bozukluklarına bağlı.Bu % 25’in % 10’unu Y-kromozomunda silinmeler olan erkekler oluşturuyor.Kısır erkeklerde çok sık rastlanan Y-kromozomu silinmeleri doğrudan babadan oğula aktarılıyor ve kısırlık gün geçtikçe hem genetik hemde çevreye bağlı olarak artıyor.

 

(Genç beyin dergisi 42. sayıdan alıntıdır.)

 

Galiba amazonlar ileride gerçek olabilirler. Feminist yaşamdan yana olanlar epey bir süre daha beklemek zorunda kalacaklar.) )

Read Full Post »

Kızılderili II

Bir gün New York’ta bir grup iş arkadaşı yemek molasında dışarıya çıkarlar. Gruptan biri kızılderilidir yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yolda çalışma yapan işçilerin, araçlarının çıkardığı gürültü ve araçların korna sesleri arasında ilerlerken

Kızılderili kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyler ve aranmaya başlar arkadaşları bu gürültüde arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam ederler.

Aralarından bir tanesi inanmasada onunla birlikte aramaya devam eder.

Kızılderili caddenin karşısına doğru yürür, arkadaşı da arkasından takip eder ve o binaların arasında bir kaç tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir cırcır böceği bulurlar.

Arkadaşı Kızılderiliye “Senin insanüstü güçlerin var! Bu sesi nasıl duydun ?” diye sorar.

Kızılderili ise bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek arkadaşına kendisini izlemesini söyler.

Kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlayarak atar. Bir çok insan bozuk para sesinin ceplerinden düşen bir paramı diye sesin geldiği yöne doğru bakar Kızılderili arkadaşına dönerek; “Gördün mü? Önemli olan nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğine bağlıdır.

Herşeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin…” der.

Read Full Post »

Ayakkabıcı

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir

çocuk onu seyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor

ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir

dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk

vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı .

Hem de güçlükle…

Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin

alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu.

Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet

Öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan

Dışarı fırlayıp:

- “Küçüüük!” diye seslendi.” Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki

modeller bir hârika!”

Çocuk, ona dönerek:

- “Gerçekten çok güzeller!” diye tebessüm etti, “Ama benim bir bacağım

doğuştan eksik”.

- “Bence önemli değil!” diye atıldı adam. “Bu dünyada her şeyiyle tam

insan

yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı veya vicdanı.”

Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:

- “Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.”

Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:

- “Anlayamadım! . dedi. Neden öyle olsun ki?”

- “Çok basit!” dedi, adam. “Eğer yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar

yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hâttâ sakat

insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler… “

Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar,

hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işâret ederek:

- “Baktığın ayakkabı, sana yakışır!” dedi. “Denemek ister misin?”

Çocuk, başını yanlara sallayıp:

- “Üzerinde 30 lira yazıyor” dedi, “Almam mümkün değil ki!”

- “İndirim sezonunu senin için biraz öne alırım!” dedi adam, “Bu durumda

20 liraya düşer. Zâten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder.”

Çocuk biraz düşünüp:

- “Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!” dedi, “Onu kim alacak ki?”

- “Amma yaptın ha!” diye güldü adam. “Onu da, sağ ayağı eksik olan bir

çocuğa satarım.”

Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:

- “Üstelik de öğrencisin değil mi?” diye sordu.

- “İkiye gidiyorum!” diye atıldı çocuk, “Üçe geçtim sayılır.”

- “Tamam işte!” dedi adam. “5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır

5 lira. O da zâten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım

gitti!”

Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkâna girdi. İçerdeki

raflar, onun beğendiği modelin aynıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı

çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni

ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek

- “Benim satış işlemim bitti!” dedi, “Sen de bana, bunu satsan memnun

olurum.”

- “Şaka mı yapıyorsunuz? ” diye kekeledi çocuk, “Onun tabanı delinmek

üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?”

- “Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş….” dedi adam, “Antika eşyalardan

haberin yok her hâlde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar.

Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder.”

Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi.

Mutlaka bir rûyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rûya.

Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kâğıt paralara göz

gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:

- “Bana göre 20 lira yeterli.” dedi. “İndirim mevsimini başlattınız ya!”

Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu.

Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa,

böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki

koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür

edip:

- “Babam haklıymış!” dedi. “Sakat olduğum için üzülmeme hiç gerek yok!

Demişti.”

* Her Rüzgar Savuracak Bir Toz bulur,

* Her Hayat Yaşanacak Bir Can Bulur,

* Her Umut Gerçekleşecek Bir Düş Bulur

* Bulunmayacak Tek Şey Senin Benzerindir

 

Read Full Post »

Older Posts »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 43 takipçiye katılın