Yaşamın içinde “sağım solum,önüm arkam, içim dışım su” dersek hiç de yanlış olmaz herhalde. Zira, aynı canlı organizmalarda olduğu gibi dünyamız da 2/3 sudan oluşmaktadır, hatta insanın ilk oluşumunda, yumurta ve spermin birleştiği anda bu oranın nerdeyse %95 olduğu saptanmıştır.
Bir Japon bilim adamı olan Prof.Dr.Masaru Emoto suyun cansız bir madde değil de, çevresinden aldığı mesajlara kristal şekilleri oluşturarak tepki verdiğini bilimsel olarak ispatlamıştır. Onun su kristalleri ile ilgili çalışmalarına yıllar önce Amerika’da gördüğü ve sıvı ve canlı organizmaların frekanslarını ölçmeye yarayan “ Manyetik Rezonans Analiz cihazı” ve kar tanelerinin hiçbirinin birbirine benzememesi düşüncesi sebep olmuştur. Bu düşünceden yola çıkarak suyun da çeşitli kristaller oluşturabileceğini varsaymış ve uzun ön çalışmalar neticesinde bunu kanıtlamakla kalmamış ayrıca çeşitli dış etkenlerin suyun üzerindeki müthiş keşfini yapmıştır. Su kristallerinin fotoğraflarını çekebilmek için deneyi yapılacak olan sudan 1 damla alıp cam kaba damlattıktan sonra –20 dereceye dondurmuş. Buzun ısısı –5 dereceye geldiğinde mikroskobun altında 200 defa büyüterek 50 saniyelik bir süre içinde muhteşem su kristallerinin fotoğraflarını çekmeyi başarmış.
Çeşitli sularla deneyler yaparak, en güzel kristallerin doğadaki kaynak sularda oluştuğunu tespit etmiştir, bu da bize doğal suların ne kadar değerli olduğunu göstermektedir. Dr.Emoto bir sonraki çalışma adımında deneyini yapacağı suyu iki müzik kolonları arasına yerleştirmiş, suya çeşitli müzik türleri dinletmiş ve neticede yine her birinin fotoğrafları çekildiğinde müziğin olumlu veya olumsuz yapısına göre tepki verdiğini göstermiştir. İlginç olarak göze çarpan Bach, Beethoven veya Halk şarkılarının oluşturduğu muhteşem kristallere karşın Heavymetal çalındığında hiçbir kristal oluşumunun gözlemlenmeyişidir. Burada belki birkaç yıl önce bazı çiftliklerde ineklere klasik batı müziği dinletildiğinde daha fazla süt verdiklerini hatırlatmak tam yeridir sanırım.
Dr Emoto suyun titreşime bu denli tepki verdiğini gözlemleyince yazıya da tepki verip vermeyeceğini incelemek üzere deney tüplerinin üzerine “suyun okuyabileceği” şekilde çeşitli yazılar yazmış. Örneğin bir tüpün üzerine “Teşekkür ederim” yazdığında yine harika kristaller oluşmuş, fakat kötü bir kelime yazdığında , mesela “Aptal” kelimesini, aynı Heavymetal müziğindekine benzer bir görüntü elde etmiş. Ayrıca önemli kişilerin isimlerini de kağıda yazarak su tüplerinin üzerine yapıştırıp 24 saat beklettikten sonra test edince, dünyada faydalı işler yapan, güzel insanlarda kristallerin oluştuğunu ve negatif kişilerde, örneğin Hitler’de kristal oluşumu hiç gözlenmediğini saptamıştır.
Bu da bize herhalde neden güzel bir müzik, güzel bir söz duyduğumuzda içimizin ferahladığını ve kötü, agresif müzik ve sözler duyduğumuzda içimizin neden daraldığını anımsatmalıdır. Bunu da Dr. Emoto’nun başka bir denemesinde “Yap şunu” ile “Hadi şunu yapalım” sözlerini yazdığında elde ettiği netice kesin bir şekilde kanıtlamaktadır, çünkü emir verilen sözlerdeki suda çirkin bir oluşum gözlemlenirken olumlu bir şekilde teşvik edici sözler yazılı olan suda çok güzel bir kristal oluşmuştur. Güzel bir atasözümüzün şimdi tam yeri : “Güzel bir söz yılanı bile deliğinden çıkarır”. Bizler güzel sözlerimizi yılanları deliklerden çıkarmaya değil ama yüreklerdeki negatiflikleri, endişeleri, kötü düşünceleri sildirmek için kullanmalıyız. Düşüncelerimizin ne denli önemli ve etkili olduğu bu deneylerle kanıtlandığına göre hepimiz onlardan sorumluyuz. Artık eskilerin sofra dualarının da etkinliği böylece kanıtlanmıştır bence, zira yemeklerimiz de büyük ölçülerde su içerdiğinden ve biz de şükran düşüncelerimiz ve dualarımızla onlara pozitiflik yüklediğimizden bedenlerimiz en güzel kristallerle beslenmiş olacaklardır. Sonuçta su kristallerinin de kanıtladığı gibi sevgi ile söylenen, düşünülen, yansıtılan her eylemin neticesi yine güzellik olacaktır. Her bir canlıdaki öz bunu algılamakta; bitkilerle ilgilenildiğinde boşuna mı daha bir coşup büyüyorlar ?
Dr.Emoto’nun “Suyun mesajı” adlı kitabı Japonya’da ilk yayınlandığında bir çok anne mektup yazarak kendisine teşekkür etmiştir, zira çocuklarına herhangi bir şeyi yaptırmak için emir verdiklerinde aslında onların iç dünyalarını ne hale getirdiklerini anlamışlardır böylece.
Anlaşılan, su bizim yaşamımızda bilgi taşıyıcı olarak görev yapıyor. En minicik hücre bile daha çok hücre suyundan oluşuyor. Tüm dünyada çeşitli yerlerde milyonlarca insan şifa bulmak üzere şifalı su kaynaklarına gitmekte ve çeşitli rahatsızlıklarından iyileşmektedir. Toprağın kanı veya mavi altın diyebileceğimiz bu güzel sular bizim çevre koşullarından, negatif düşüncelerimizden, endişe ve kaygılarımızdan dolayı bozulmuş olan iç sularımızın yapılarını yine güzel kristal hale getirmeye çalışmaktalar, yeter ki biz bu sevgi kristallerini korumayı bilelim ve daima sevgiyle kalalım.
Mine Dambalı
Kaynak : “Die Botschaft des Wassers” Masaru Emoto
Not: İlgilenenler Yahoo’dan arama motoruna “ masaru.emoto “ veya “watercrystals” yazarak çeşitli sayfalara ulaşılabilirler.
harikasın…:)